yazar_isim
2012-10-24

Zulüm, zalim ruhlu insanların ayrılmaz parçasıdır. Bu muzır illet, ruhlarının derinliklerine yuva yapmış gibi bütünleşmiş bir görüntü vermektedir. Onsuz yaşamaları epeyce zordur. Ellerinde kalem, bıçak, bomba, ekmek hatta gül olsa; bunları zulüm aletine dönüştürüp insanlara acı çektirirler. Çünkü zalimler, zulmetmeden yaşayamazlar.

Son zamanlarda gerek ülkemizde gerek dünyanın başka yerlerinde İslam düşmanlığında büyük artışın yaşandığı görünmektedir. Ruhen ve manen insanlık tarihinin en fukaralarının vatanı olan Batıda İslami değerlere saldırıların yapılmadığı gün yok gibidir. Batının uygarlık seviyelerine ulaşmayı hedefleyen ülkemizdeki kimi çevreler, ortamın farklılığından dolayı onlar gibi yapamazlarsa da, değişik yöntemler kullanarak İslam’a, İslami değerlere ve Müslümanlara karşı düşmanlıklarını en üst düzeyde ortaya koymaktan kaçınmamaktadır.

Hz. Adem’le başlayan tevhid ile tevhid karşıtı mücadelenin günümüze yansımalarını, ağır bedeller ödeyerek müşahede ediyoruz. Gerek ülkemizdeki, gerek dünyadaki egemenler insanların algı, düşünce, zevk, bakış açıları ve inançlarının nasıl olması gerektiğine kendilerinin karar verebileceğini, savunulan düşünce ve inançların kendi onaylarından geçmesini gerektiğini, aksi takdirde hiçbir düşünce ve inanca hayat hakkı tanınmayacağını söylem, davranış ve tutumlarıyla yedi cihana duyuruyorlar. Yani savunduğunuz, İslam, Kur’an ve sünnete dayanıyorsa; olaylara Kur’an perspektifinden bakıyorsanız; hiçbir kavmin, milliyetin, dinin ve mezhebin bulaşmadığı Kur’an’i, İslam’ı savunuyorsanız ve hayatınızın çerçevesini Kur’an çiziyorsa; hayatınızı karartır, emdiğiniz sütü burnunuzdan getirirler. Bir de bakarsınız ki sırtınıza “terörist” damgasını yemişsiniz bile. Ceza için bahaneleri epeyce fazladır. Çocuklara Kur’an dersi vermenizi; yasadışı örgütsel faaliyetlerde bulunma, Kur’an, hadis ve tefsir kitapları bulundurmanızı; yasadışı doküman bulundurma, kızınızı örtüyle okuluna göndermenizi; yönetmeliklere aykırı giyinme, düzeni bozma ve kanunları çiğneme şeklinde nitelendirirler. Derler ya “şeytanın oyunları çoktur.” İslam’a karşı cephe alanlar da oyun ve entrikada şeytandan geri değiller. Ceza vermeleri için bahaneleri epeyce fazladır. Onlara bahane bırakmazsanız, “Neden gözünüzün üstünde kaşınız var?” deyip bahane üretirler. 

Konuyla ilgili başımdan geçen bir olay, bahane bulmanın nasıllığı açısından önem arz etmektedir: Bir zamanlar nakliyecilik yapıp şehirlerarası yük taşıyan bir arkadaşımla birlikte yola çıkmıştık. Şehrin dışında trafik polisi tarafından durdurulduk. Arkadaşımın bildirdiğine göre, trafik durdurduğunda ruhsatın içine yerleştirilen bir miktar parayı ruhsatla birlikte alıp parayı cebe indirdikten sonra ruhsatı geri verip “gidebilirsin” diyorlarmış. Ancak arkadaşımın rüşvet vermeye niyeti yoktu. Evrakları eksiksiz olduğundan hiçbir endişe taşımıyordu. Ruhsatı alan trafik polisi içinde paranın olmadığını görünce yan taraftan soğuk bir bakış fırlattı. Ruhsatı baştan sona inceledikten sonra hiçbir eksiğinin olmadığını görmüştü. Arabada yük olduğunu anlayınca vazifesi olmadığı halde irsaliyeyi istedi. Onda da sorun yoktu. Arabanın etrafında dolaşıp detaylıca inceledi. Hiçbir eksiklik bulamadı. Ancak para almadığı için canı sıkılmıştı. Vazgeçecek gibi görünmüyordu. Bir eksiklik arıyordu. Şoför mahallini inceledi. Nihayetinde arkadaşımın terlik giydiğini fark edince, “Araba kullanılırken terlik giyilmez” deyip cezayı bastırdı.

90 yıl sonra bu ülkede Müslümanlar bir ilki gerçekleştiriyor. Beşeri tahakkümden arındırılmış Kur’an’i İslam’ı savunup hayata geçirmeye çalışıyorlar. Hayatın İslam’la anlam kazanabileceğini, İslam’ın dışındaki bütün inanç ve anlayışların problemli olduğunu ileri sürüp İslami anlayışı temellendirmeye çalışıyorlar. Batı emperyalizminin ve Siyonizm’in İslam dünyasına yönelik oyunlarını deşifre edip Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da, Bahreyn’de, Miyanmar’da, Çeçenistan’da ve dünyanın başka yerlerindeki zulme karşı çıkıyorlar. Batıyı, laikliği ve liberalizmi değil sadece ve sadece İslam’ı savunuyorlar…

İslam’a bağlı yaşama çabalarıyla ve İslam’ı hayatlarda canlandırma amaçlarıyla büyük hedef haline gelen bu Müslümanların ömürlerini zindanlarda geçirmeleri ve bir daha toplum huzuruna çıkmamaları amacıyla kalemlerini kılıca çevirip zulmün hizmetinde kullanan yargıçların hışmına uğruyorlar. Elazığ ve Malatya’dan başlayan Müslümanları zindana doldurma projesinin son halkası, Adana’da hayata geçirildi. Müslümanca yaşamaya çalışan; bozulmuş, özünden koparılmış ve fıtratını yitirmiş insanları İslam’la buluşturmak için çabalayan 23 Müslümana 205 yıl hapis cezası verildi.

Kaddafi, Saddam ve Esed de aynısını yapmıştı. Müslümanca yaşamaya çalıştıkları için binleri, on binleri uzunca yıllar zindanlarda çürütmüşlerdi. Çünkü zulmün ruhu, karakteri ve mayası aynıdır. İslam söz konusu olunca, renkler, diller, kavimler, ırklar ve dinlerin farklı oluşları ve aradaki düşmanlıklar unutuluyor, bütün oklar ve bütün keskin kılıçlar Müslümanlara yönlendiriliyor. Adana’daki mahkeme de aynısını yaptı. Oysa ceza verilen Müslümanlardan hiçbiri eline silah almadı. Bir yeri taramadı. Kimseyi tehdit etmedi. Onları tanıyanlardan, en küçük bir kötülüklerini anlatacak tek bir Allah’ın kulunu bulamazsınız. Ancak iyilikleri ve faziletlerini anlatın deseniz, sayfalarca anlatırlar.

Bu, hakkı ve tevhidi savunanlara karşı yapılan zulmün son halkası olmayacak. İslam geliştikçe ve toplum hayatına yerleştikçe İslam düşmanları daha fazla azgınlaşacak. O zaman cezaları 6, 10 yıl ya da 15 yılla sınırlandırmayacak, onlarca yıl belki de idam verecekler. Bizim vazifemiz, Müslümanca yaşamak ve toplumun ruh ve damarlarında İslam’ı hayata geçirmek. Onların vazifesi ise kalemlerini kılıca çevirip bizi cezalandırmak ve böylece İslam’ı engellemeye çalışmak. Demek ki herkes vazifesini yapıyor.

(Hürseda Haber)



Bu makaleye yorum ekleyen ilk siz olun…
Gazete Son Dakika RSS Hava Durumu twitter facebook
GÜNÜN RESMİ
-Yorumsuz-
-Yorumsuz-
ANKET
Mustazaflar Hareketinin Parti Kurmasını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
Anket
VİDEOLU HABERLER
Haber1
Nuh Eğitim Der Bayram Öncesi Yetimleri Sevindirdi
Nuh Eğitim Der, Şırnak Merkez ile Roboski'de bulunan Yetim ve İhtiyaç Sahibi ailelere Kurban Bayramı öncesi ayakkabı yardımında bulundu.
Haber1
Müslümanlara Verilen 205 Yıllık Ceza, Adana'da Kınandı
Akdeniz İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu; İslami STK üyelerine verilen 205 yıllık hapis cezasını düzenledikleri kitlesel basın açıklamasıyla protesto etti.
Haber1
Diyarbakır'da Kurban Bayramı Telaşı
Diyarbakır'da Kurban Bayramı telaşı kendini göstermeye başladı. Bayrama 2 gün kala alışveriş yoğunluğunun yaşandığı çarşı pazarlarda esnaf iş yokluğundan, müşteriler ise fiyat yüksekliğinden şikayetçiler.
Haber1
Avrupa Yetim Der Konya'da
Avrupa Yetim Der yetkilileri, yardım için çıktıkları Türkiye turunda Adana'dan sonra vardıkları nokta Konya oldu.
Haber1
Başbakan Erdoğan Van'da
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van il merkezi ile Erciş ilçesinde TOKİ tarafından yaptırılan deprem konutlarının teslimi sebebi ile düzenlenecek anma etkinliklerine katılmak için Van'a geldi.
EN ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANAN HABERLER
Sitemiz Sadece İnternet Üzerinden Yayın Yapmaktadır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.
hur-seda@hotmail.com   © 2008 - 2018   Tüm Hakları Saklıdır.