yazar_isim
2012-10-14

İslamî ve ahlakî insanî değerlere sahip hiç kimse Baas türü baskı rejimini onaylamaz. Bu türden rejimleri savunanlar insan haysiyetine ve eşref-i mahlûkat olmaya aday olarak yaratılmış insanın izzetine saygısızlık gösterirler.

Ancak İslam bilginleri zorba yönetimleri değiştirme konusunda tek bir yol-yöntem üzerinde anlaşabilmiş değildirler. Bu konuda İslam tarihinde üç ana akım teşekkül etmiştir: “Sünni temkin modeli”, “Şii intizar anlayışı” ve “Harici kıyam” yolu. Bunların birer siyasi tutum ve mücadele yöntemi açısından ne anlama geldiklerine kısaca bakalım:

1) Sünni-temkin modeli. İtikadî ve fıkhî mezhepleri itibarıyla “Sünni şemsiye” altında toplanan mezhep imamları ve bilginleri, açık inkârcı yönetime, İslam yurdunu işgal eden yabancı güçlere fiili savaş üzerinde ittifak ederler. Ancak yönetici (imam) zorba-zalim ise bakılır: Eğer ona kıyam edildiğinde maddî-askerî olarak devirmek mümkünse, kıyam edilir ve yerine İslamî hükümleri tatbik eden adil bir yönetim getirilir. Ama yönetimi devirmek mümkün değilse, hatta galip zanla ayaklanma kargaşa, hesapsız kan akıtmaya yol açacaksa temkin yolu seçilir, meşru muhalefet güç toplayıp yönetimi devireceği zamana kadar bekler. Bu çerçevede toplumsal kargaşa çıkmasın, zaruri kamu ve medeni hizmetler-işler aksamasın diye “zalim (cair) de olsa yönetici”ye sabredilir. Ancak Sünni âlimler asla kalben zulme ve baskıya rıza göstermez; iki yolla hem inisiyatifi ellerinde tutmaya hem muhalefete devam ederler: Biri tavizsiz biçimde meşru imamın, yani idealdeki yöneticinin şartlarını fıkıh ve kelam zemininde hatırlatırlar –ki fıkıh ve kelama göre tasvir edilen yönetici ile baştaki yöneticinin aynı olmadığı kolayca anlaşılır-; diğeri sivil-medeni hukuk yapımını ellerinde bulundurur, hukukun yapımını merkezi yönetime devretmezler. Böylelikle yönetimin zorba müdahalelerinin sınırlarını daraltır, Müslim-gayrimüslimin sivil hayatını rahatlatırlar.

2) Şii-intizar anlayışı: Zannedildiğinin aksine Şiilik ihtilalci, darbeci, kıyamcı veya isyancı bir siyasi doktrine dayanmaz. Aksine, kurtuluşu kayıp imam El Mehdi’nin gelişine bağlar; Mehdi (İmamu’l-muntazar) zuhur edinceye kadar zorba yönetimlere karşı sabrı tavsiye eder, cemaat olarak içine kapanır, hayati tehlike sezdiği zamanlarda ve durumlarda takıyye yapar –inancını gizler ki bu azimetin yerine ruhsatı tercihtir- ve fakat Sünni müçtehitler gibi sivil-medeni hayatın İslamî hükümlere göre yürümesi için müntesipleri ile müçtehit imamları arasında zorunlu bağ kurar. Bu yüzden Şia’da müçtehit öldüğünde içtihadı da kendisiyle ölür, bir Şii kendine yeni Merci-i Taklid, yani yeni bir müçtehid bulmak zorunda kalır. Bu içtihat anlayışı Sünni fıkha göre Şii fıkhını daha dinamik ve güncel kılar, müçtehitleri birer toplumsal önder konumuna çıkarır, fıkhî olarak sorunlar müçtehitlerce ele alındığından ulemanın önüne “aydınlar ve akademisyenler” geçemez. Şia tarihinde İmam Humeyni, ilk defa köklü bir içtihatla “cihad” ilan etmeden, Mehdi’nin gelişini beklemeye (intizar) değil, İslam cumhuriyeti’nin kuruluşuna bağlayıp devrime dini temel bulmuştur.

3) Harici-kıyam yolu: Bu tarza göre siyaset, yönetim ve hükümlere lafzî bakılır. Yönetim (imam) zorba ise silahlı mücadele ile devrilmesine bakılır. Sonucu tayin eden Allah’tır; dilerse zafer verir dilerse vermez. Bu yolu, tarihte başta Hz. Ali’ye destek vermişken, hükümleri lafzî olarak yorumlayan Arap yarımadası bedevilerinin “Haricilik” adı altında toplanıp silahlı ayaklanmaya başvuranlar seçmişlerdir. Zannediliyor ki, Haricilik mezhep tarihi kitaplarında kalmıştır. Öyle değil, modern zamanlarda yine Arap yarımadası kaynaklı Vehhabi-Selefi hareketlerin önemli bir bölümü –şüphesiz hepsi değil- Harici kıyam yolunu takip ediyor. Pakistan Cemaat-i İslam ve Arap âlemindeki İhvan hareketi özü itibarıyla “Sünni temkin” modelini takip eder; ama zaman zaman Harici yöntemi benimseyenler çıkar ve bunlar İhvan’dan ayrılır.

Suriye’de eğer Sünni temkin modeli uygulansaydı –ki Türkiyeli Müslümanların modeli budur- belli bir süreçte Baas yönetimi değişecekti. Yazık ki Batı, Arap yarımadası ve Körfez ülkeleri Suriye’nin meşru, haklı muhalefetini maliyeti hayli yüksek silahlı mücadeleye ve oradan iç savaşa çevirdiler. Türkiye’nin hatası kendi asli yöntemini bir kenara bırakıp bu yönteme, “Harici radikalizm”e itibar etmesi oldu.

(Zaman)



Bu makaleye yorum ekleyen ilk siz olun…
Gazete Son Dakika RSS Hava Durumu twitter facebook
GÜNÜN RESMİ
-Yorumsuz-
-Yorumsuz-
ANKET
Mustazaflar Hareketinin Parti Kurmasını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
Anket
VİDEOLU HABERLER
Haber1
Nuh Eğitim Der Bayram Öncesi Yetimleri Sevindirdi
Nuh Eğitim Der, Şırnak Merkez ile Roboski'de bulunan Yetim ve İhtiyaç Sahibi ailelere Kurban Bayramı öncesi ayakkabı yardımında bulundu.
Haber1
Müslümanlara Verilen 205 Yıllık Ceza, Adana'da Kınandı
Akdeniz İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu; İslami STK üyelerine verilen 205 yıllık hapis cezasını düzenledikleri kitlesel basın açıklamasıyla protesto etti.
Haber1
Diyarbakır'da Kurban Bayramı Telaşı
Diyarbakır'da Kurban Bayramı telaşı kendini göstermeye başladı. Bayrama 2 gün kala alışveriş yoğunluğunun yaşandığı çarşı pazarlarda esnaf iş yokluğundan, müşteriler ise fiyat yüksekliğinden şikayetçiler.
Haber1
Avrupa Yetim Der Konya'da
Avrupa Yetim Der yetkilileri, yardım için çıktıkları Türkiye turunda Adana'dan sonra vardıkları nokta Konya oldu.
Haber1
Başbakan Erdoğan Van'da
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van il merkezi ile Erciş ilçesinde TOKİ tarafından yaptırılan deprem konutlarının teslimi sebebi ile düzenlenecek anma etkinliklerine katılmak için Van'a geldi.
EN ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANAN HABERLER
Sitemiz Sadece İnternet Üzerinden Yayın Yapmaktadır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.
hur-seda@hotmail.com   © 2008 - 2018   Tüm Hakları Saklıdır.