yazar_isim
2011-05-17

İhvan’ın kendisine olgu olarak Türkiye’yi mi yoksa İran’ı mı seçeceği çoğunun merak ettiği soruların başında gelmektedir. Konuyu gündeme getiren Midelist online sitesi şunları gündeme getirmektedir: Ortadoğu’da son yıllarda meydana gelen en önemli değişiklik kuşkusuz Irak’tan sonra Mısır’daki değişimdir. İkinci bir habere kadar Mısır, Arap dünyasının en önemli ülkesi olmaya devam edecek. Değişimler ve siyasi cereyanların işbirlikleri, Mısır’ın bölgenin en sıcak dosyayı teşkil etmeye devam edeceğini göstermektedir.

Mısır’daki değişikliklerin Libya, Yemen, Suriye ve diğer ülkelerde değişimlere yol açtığını söylemek hiç de yanlış değildir. Eğer İhvan-ı Müslimin ile ordu arasında bir anlaşma bulunmasaydı doğrudan doğruya değişimlerin yaşanması mümkün olmayacaktı. Bu iki gücün işbirliği Mısır’da değişimin yaşanmasına ve gücün aktarılmasına sebep oldu. Ancak burada önümüze önemli bir soru çıkmaktadır. Bunlar iki dost olarak kalıp gücü aralarında paylaşabilirler mi? Ya da ihvan-ı Müslimin düzeni değiştirmekten başka bir şeye razı olur mu?

 Midelist Online göre İhvan, 1952’den sonra Mısır ordusuyla birkaç kez işbirliğine girişti. 1952 yılında İhvan ile Özgür Subaylar Teşkilatı arasında bir yakınlaşma gerçekleşti ve bu krallık rejiminin yıkılmasına yol açtı. Ardından anlaşmazlığa düştüler ve General Muhammed Necip İhvan Mensuplarını ev hapsine mecbur etti. 1970 yılında Abdunnasır ile anlaşma yaptılar. Ancak onunla da aralarının bozulmasıyla Abdunnasır, İhvan mensuplarının temizlenmesini emretti. Enver Sedat döneminde de aralarında ciddi bir yumuşama meydana gelmişti. Bunda ihtilaflar yaşanınca yine araya soğukluklar girdi. Düşmanlarını temizlemek isteyen Sedat İhvan’dan istifade etmeye çalışmıştı. Ancak 1991-1981 yıllarında balayı sona erdi ve bilindiği gibi Sedat İhvan’ın yok edilmesi için emirler verdi. Bunun üzerine 1981 yılında Enver Sedat öldürüldü. Aynı senaryo Mübarek zamanında yeniden tekrarlandı. Sınırlı da olsa son on yılda İhvan’ın siyasi faaliyet yürütmesine izin verilmişti. Bir taraftan seçimlere katılmalarına göz yumulurken diğer taraftan takip edilmeleri ve gözaltına alınmaları emrediliyordu. Şubat 25’te Mübarek’in yıkılmasıyla İhvan yeniden sahadaki yerini aldı.

Mübarek yıkıldı ancak, eski rejimin bel kemiği olan ordu varlığını sürdürmekte ve gücü elinde bulundurmaktadır. Şimdi şu soru sorulmaktadır: İhan-ı Müslimin ne yapmak istiyor? Mısır’da gücün devredilmesi zaman alacak gibi görünüyor. Bu ülkede henüz seçim tarihi bile değil. Bu ise gücün ne zaman devredileceğinin belirsizliğini göstermektedir. Şu anda siyasi partisini kuran İhvan’ın bu zaman zarfında taktiği ne olacak? İhvan-ı Müslimin’in İran’la doğrudan irtibatı devam ediyor. Bu güne kadar elde ettiklerini İran’ın yardımı ve tavsiyeleriyle elde ettiğinden kuşku yok. İhvan üyeleriyle Tahran arasındaki irtibatın varlığı kimseye gizli değil. Zaten bu irtibatla İran siyasetinin Hamas’ın üzerindeki etkiye bile şahidiz.

Sitenin tahlilinin sonunda şunlara yer verilmektedir: Türkiye’yi yönetmekte olan İhvan’a yakın çevreler, bir olgu olarak İhvan’ın önünde bulunmaktadırlar.

Batı, özellikle de ABD, Türkiye’nin İhvan-ı Müslimin’in siyasetini etkilemesini ve kontrolüne almasını istemektedirler. Özellikle Türkiye’deki Ak Parti üyelerinin kendilerini İhvan’ın kollarından biri olarak saydıkları düşünülmektedir. Türkiye ise, İhvan’a yaklaşmada ve onları etkilemede isteksiz davranmamaktadır. Şöyle bir soru önümüze çıkmaktadır. İhvan’ın hedeflerine ulaşması için İran’ın bir dizi yardımları olurken, bu arada İhvan Türkiye’yi mi seçecek yoksa İran’ı mı?

Kaynak: Ez-zaman Online

Çeviren: Ahmet Dağcı



ali ammar
inşallah 2. İRAN kurulur
2011-06-11
valla bildiğim bir şey var ALLAH ın şeriati dünyada yanlızca iranda uygulanmakta ve kim ALLAH ımn hükmettiği ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir o yüzden inşallah dünyada 2. İRAN kurulur ve bu sayede inşallah tüm müslümanlar refah bulur
ali yavuz
sosyolojik bir analiz
2011-05-18
kuşkusuz ihvan hareketini dünyada görünür kılan ve içini doldurmaya yarayan olgu ilk dönemlerde sömürgeciliğe karşı verdiği mucadele son kertredede filistin-israil çekişmesinde katıksız bir şekilde filistini desteklemesidir. bu durum kendisine bakir ve önü açık bir propaganda malzemesi üretmesini sağlamış, ortadoğu halkları nezdindeki popüleritesini artırmıştır. kuşkusuz ihvan entelektüel derinlik olarak olarak dünyadaki bütün cemaatlerden daha doğrugan ve derinliklidir. ihvan ın filistin-israil çekişmesindeki anlayışı neyse mısır devletinin anlayışı o olmuşturki ki; bu durum envar sedat a kadar süregelmiştir.

ihvan ı üç devrede inceliyeceksek ilk evresi hasan el benna nın şehadtine kadar olan sömürgecilikle ve yolsuzluklarla mucadele, ikinci evresi cemal abdunnasır la hür subaylar aracılığıyla darbe girişimi ve darbeden sonra da tasfiye edilmesi, son olarak ta camp david anlaşmasına kadar olan süreç. 80 li yıllardan sonraki partileşmesi ve.. bu süreçler ihvan a zafer getirmemiş ancak kitlesinden de bir sey kaybettirmemiştir.

mısır tabanını oluşturan bu hareketi ve yer yer mısır resmi idelojisyle hareket etme zorunluluğunu hisseden ihvan ın görünüşü hem dinidir, hem de ucundan milliyetçiliği tabanına koyar. bugünkü müsluman kardeşler bu anlattıklarımdan epey farklıdır. tahrir devrimin ana katalozor gücü de ihvan değildir. yani ihvan iktidar olsa bile şeriatı getiremiyecek algılarınızdaki tevhidi sağlamayacaktır. hele de mısır ın demgrafik yapısını göz önüne aldığımızda ki bu yapının yüzde 10 u gayri müslimlerden oluşmaktadır.

modern dünyada cemaat ler birer fenomenlerdir. modern dünya felsefesinin teşekkül etmesine doğru modernizme ve sömürgeciliğe karsı birer tepki olarak doğmuşlardır. bu arayışı ilk başlatan şahıs cemaleddin afganidir (bu gün cemalettin afgani için ne masonluğu bırakılmıştır ne zındıklığı) cemalettin efgani islamin ''resmi-devletçi'' yönünü temsil etmektedir. resmi islam müslümanların ancak bir devrimle ve devlet organizasyonunu ele geçirerek tepeden islah hareketi öngörür. afganinin talebesi olan muhammed abduh ise islamın '' sivil'' yönünü islamı bize anlatmaktadır. sivil islam ise irşad-tebliğ yoluyla insanları davet etmek ve tabandan tavana doğru serdetmeyi öngörür.

her iki temsiliyeti (resmi ve sivil) şahsında barındıran tek örnek imam hümeynidir. said nursi de afganiden etkilenmiş biridir. eski said evresi tamamen resmi islam olup ikinci said döneminde ise sivil islam a evrilmiştir. resmi islam ı hayatından-hafızasından silmiştir. nursi nin sadık bir takipçisi olan fethullah gülen de tamam em sivil islam ı temsil etmektedir.

nur hareketi dini duyguları ile milli duygularını iç içe geçirmiş bir harekettir bu yönü ile ihvan a benzemektedir. said nursi nin eserleri hareket için zirvedir. nur hareketinin sıkı entelektüeller ytiştirdiğine bende kani değilim. bu anlamda alivan a katılıyorum.

modern toplumun doğurduğu güven ve dayanışma ihtiyacını stk lar gidermeye çalışsa da, bunlar manevi motivasyon sağlayamadığı için kent yaşamında, dinin model olarak korunma sağlayan cemaatlere düşmüştür bu görev.

türkiye de cemattler in politik cemaat, iktisadi cemaat, lider eksenli cemaat, sınırlı alan cemaati, fikir ve lider eksenli cemaat ler şeklinde oluştuğunu söyleyebiliriz. nur cemaati ise fikir ve lider eksenlidir. yapısının karekteristiği olarak sosyal, milli ve küresel açılıma yatkındır. hem dine hizmet etmeyi amaçlar, hem de merkez de yer almayı. ihvan ın orta sınıf kesimi temsil ettiğini söylersek ki öyledir; (sosyolojik bakımdan)türk ve arap versiyonlarıyla nur hareketi ihvan a benzemektedir

sinikleşme iddianız ağır bir ifade: çünkü türkiyenin dünyada allah inan cı taşıyan ikinci ülke, zekat verenler sıralamasında birinci, yine cami yapma da (devlet desteği olmaksızın) ilk sırada olmasını izah edemeyiz. eğer birileri değişen koşullar ile birlikte kendine politik mecra larda yer edinme arayışı taşıyorsa birileride kendi konum ve mecburiyetlerine göre medrese lerde yer bulacaktır. bu bir tercihdir, içtihaddır..

mazisinde hazin tecrübeleri barındıran ihvan ın kendi içinde, çok zamandır siyasetten alakasını kesip dine hizmet eksenli çalışmalara (resmi islam dan sivil islama geçiş, fikir babaları abduh u tekrar keşfetmeleri) yönelme konusunda derin bir tartışma sürüyor esasında bu makalede özetlenen araştırmada bu duruma işaret etmektedir.

vesselam..
MUSTAZAF
AMAN HA!
2011-05-17
İhvan Türkiye'yi kendine örnek alacak kadar da küçülmedi herhalde...asıl Türkiye ihvanı kendine örnek almalı.Kemalizmin insanlara sunduğu hangi recete iyi geldi de ihvanı müslimin TÜrkiye' örnek alsın...Bu duruma ancak gülünür.
alivan
ali yavuz a
2011-05-17
selamu aleykum. yavuz kardeş yorumun güzel tahlillere dayanıyor ancak islam dünyası adına temsiliyetçi olarak belirlediğin üç oluşum şeklindeki düşüncene katılmıyorum.

pakistan ve ihvan bi noktaya kadar belki.. özellikle ihvan evrensel olmuş bir gerçekliktir. fakat türkiyeden örnnek verdiğin said nursi cemaati bu yeterlilikte değil. çünkü bunun zirve noktası said nursi nin kendisidir fakar sonra gelenler bişey katmadılar. o dinamizmi, rejimle mücadeleyi toplumsal sorunlara duyarlılığı ve çözüm üretmeyi sürdürmediler. dolayısıyla gittikçe sünükleşen ve insanların ruhlarında ve mesrese evlerde tutsak olan pasif bir oluşuma döndü. bunun sabır adına yapıldığı da söylenemez zira sabır hiç bişey yapmadan beklemek ve çalışmamak olmadığı gibi sabrın çok zorlandığı hatta sabırdan öte farklı islami faaliyetlerin, emirlerin gerektiği süreçler de yaşanmadı değil o zamandan beri.

ayrıca ihvan ve diğerleri bi şekilde politikaya çekildiler diyorsun ama artık bir gerçektir ki herkes doğru bildiği siyasetini en güzel ve temiz şekilde yaparak varolabilir dünya shnesinde. bunun için çekilmeye (oyuna gelmeye) gerek yok. ve ona bakarsan said nursi gerektiğinde meclis kürsüsünde konuşmuş gerektiğinde rejimle mücadelesi sonucu zindanlarda yaşamıştır. eğer sizin anladığınız gibi bir sabır ise en başta kendisinin köşesine çekilmesi gerekiyordu böylece tüm o sıkıntıları yaşamamış olacaktı. ve ondan sonra gelenlerin kaç tanesi öyle bir mücadele gösterip de kendini zindanda buldu. kimse bunu inkar edemez ki onun davasını kaldığı yerden kimse ileri götürmedi yada tek bir tarafından (ibadet ve ruha dönüp toplumdan ve sorunlarından uzaklaşma) tutup bir ayağını -ki bu en önemli yönüydü- sakat bıraktılar.

şuan da sabırla ve rejimlerle barışık olma çabası ile sus pus olmuş bir belaya uğramamak için tek bir şahsın kitaplarını okuyup diğer herşeyi bir kenara bırakarak köşelerine çekilmişler. sabır sıkıntı zamanında yenilen acı bir meyvedir ama çalışmaktır neticede, zindanda veya başka yerde, allaha dayanıp, sabretmek ve çalışmak... dolayısıyla bu kardeşlerimiz şuan hangi sıkıntı için sabrı öğütlemekte yada ne zamana kadar sabrı öğütlemekte merak ediyorum.. allaha emanet olun.
Tum Yorumlar
Gazete Son Dakika RSS Hava Durumu twitter facebook
GÜNÜN RESMİ
-Yorumsuz-
-Yorumsuz-
ANKET
Mustazaflar Hareketinin Parti Kurmasını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
Anket
VİDEOLU HABERLER
Haber1
Nuh Eğitim Der Bayram Öncesi Yetimleri Sevindirdi
Nuh Eğitim Der, Şırnak Merkez ile Roboski'de bulunan Yetim ve İhtiyaç Sahibi ailelere Kurban Bayramı öncesi ayakkabı yardımında bulundu.
Haber1
Müslümanlara Verilen 205 Yıllık Ceza, Adana'da Kınandı
Akdeniz İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu; İslami STK üyelerine verilen 205 yıllık hapis cezasını düzenledikleri kitlesel basın açıklamasıyla protesto etti.
Haber1
Diyarbakır'da Kurban Bayramı Telaşı
Diyarbakır'da Kurban Bayramı telaşı kendini göstermeye başladı. Bayrama 2 gün kala alışveriş yoğunluğunun yaşandığı çarşı pazarlarda esnaf iş yokluğundan, müşteriler ise fiyat yüksekliğinden şikayetçiler.
Haber1
Avrupa Yetim Der Konya'da
Avrupa Yetim Der yetkilileri, yardım için çıktıkları Türkiye turunda Adana'dan sonra vardıkları nokta Konya oldu.
Haber1
Başbakan Erdoğan Van'da
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van il merkezi ile Erciş ilçesinde TOKİ tarafından yaptırılan deprem konutlarının teslimi sebebi ile düzenlenecek anma etkinliklerine katılmak için Van'a geldi.
EN ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANAN HABERLER
Sitemiz Sadece İnternet Üzerinden Yayın Yapmaktadır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.
hur-seda@hotmail.com   © 2008 - 2018   Tüm Hakları Saklıdır.